13 Nisan 2012 Cuma

Sevdiğim Kadınlar...

Sevdiğim kadınlar… Aslında onlar hiç yoklar mıydı? Şairin dediği gibi. Olsalardı, bu kadar uzaktan bakabilir miydik birbirimize…
Bir zamanlar çok sevdiklerimize nasıl da yabancılaşıyoruz. Seviştiğimiz o bedenlere hiç değmemiş gibiyiz. Bedenler ayrılınca duygular da mı ayrılıyor? Yoksa duygular ayrılınca mı bedenler ayrılıyor? Bu soruya çok takıldım bugünlerde. Cevabını bulamıyorum.
Sadece birini çok sevmek ve ona ait kalmak isterdim aslında. Ama mümkün değil. Artık mümkün değil. Ruhum da yaşını başını aldı.  Fiziğim yıllarla, ruhum seviştikleriyle yaşlandı.
Şimdi ne olacak peki? Bilmiyorum.
Kalbimi elimde tutuyorum,  bedenimi paylaşıyorum.  

23 Aralık 2011 Cuma

Bazı Kadınlar için Bazı Adamlar…



Bir kadın "ben" i anlattı...


Bazı adamlar vardır;  onlarla aşk yaşanmaz, aşk konuşulur. “ Aşkı arkadaşlaştıran” adamlardır onlar… Ne kalınır, ne gidilir. Ne anlaşılır, ne anlaşılmaz. Başkaları gelir gider, mevsimler değişir ama o, o hep orda durur. Orada olduğunu bilirsin. Başkalarıyla olduğunu bilirsin, sevdiğini bilirsin, sevildiğini bilirsin ama kıpırdamazsın. Aşk böyle yaşanmaz, arkadaşlığa da uymaz.


Törpülenmiş duygular, kronikleşen davranışlar= Aşkın arkadaşlaşmış hali…
Sınırlar nerede, ne zaman kalkar, bilinmez. Ne zaman aşktan, arkadaşlığa geçiş yaptık acaba?  Büyük kavgalardan, ihanetlerden, mutluluklardan, mutsuzluklardan, sevinçlerden,  hüzünlerden, ayrılıklardan veya birleşmelerden sonra mı? Ne zaman?
Başka aşklarını konuşabildiğin ama onla başka seviştiğin zaman…  

16 Kasım 2011 Çarşamba

Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı...

Yastığına senin sarılıp kokunla uyumuşum
Üstüm açık kalmış,üşürken sabah olmuş
‘uyan’ dedi bir ses,’uyan,o burada’
Uyandım,aradım,bulamadım

Suçum neydi?
Neden böyle oldu?

Bu sabah bir umut var içimde;
Nasıl olsa geri gelirsin diye
Her şey yerli yerinde yine
Bu sabahların bir anlamı olmalı

Koltuğuna senin kıvrılıp, hayalinle uyumuşum
Camlar açık kalmış, ürperirken sabah olmuş
‘uyan’ dedi bir ses, ’uyan,o burada’
Uyandım, aradım, bulamadım


15 Kasım 2011 Salı


Bazen insanları arabanın camına vuran yağmur damlalarına benzetiyorum...Bazen, bir damla aşağı doğru kayarken, başka bir damlaya karışıp, güçlenerek daha hızlı ilerler.
Ben de sana karıştım aşkım. İnsanlar acımasız, savurgan. Hiçbir şeyin sonu gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar.
Bir gün, şoförün camı açabileceğini hiç düşünmüyorlar...

İncir Reçeli Filminden....

11 Kasım 2011 Cuma

Senin kaç yüzün var? Benim birçok…

“Aynada ne görüyorsan O’sun. “ Büyük yalan.

Aynada gördüğümüz suret de aslında kişiliğimizin bize bir oyunu. Ne göstermek istersen onu görürsün, gerçeği değil.  Kendine bile. Peki, gerçeği görmenin yolu ne? Ya da var mı?

Yok.

İnsan kendine bile dürüst değil, kendini  reddediyor. Kusurlarını görmezden gelip, hatalarını örtmekle meşgul iç dünyasında. Sonuç; herkesin bir “iki yüzü” var. İki yüzlü olmak suç mu bu durumda? Değil, çünkü herkesin bilinenden öte birkaç yüzü var aslında…

Her şey dönüp dolaşıp şeffaflığa geliyor…  Dünya üzerinde şeffaf olan tek şey ise “cam”  oluyor. Şeffaflık ise sadece bir “kelime” olarak kalıyor, insana dair…


S.

10 Ağustos 2011 Çarşamba

Kendi Kendine bakma Kitabı... Cem MUMCU...

"Sanıyorlar ki sende kalırsam, senle kalırsam ve sen de bende kalırsan, benle kalırsan geride kalan o sonsuz ihtimali kaybedeceğiz. Sanıyorlar ki sen benim ihtimallerimi, ben de seninkileri bitireceğiz. Oysa ben senin ihtimaller arasındaki biricikliğini seviyorum. Gitme şansım varken sende kalmayı seviyorum."

9 Ağustos 2011 Salı

Uçan Balon...



Küçükken, uçan balonu kaçırınca elinden, için burkulur ama bir yandan balonu uçarken gördüğün için garip bir heyecan kaplardı içini... Hüzün ve mutluluk arasında kala kalırdın...