16 Kasım 2011 Çarşamba

Bu Sabahların Bir Anlamı Olmalı...

Yastığına senin sarılıp kokunla uyumuşum
Üstüm açık kalmış,üşürken sabah olmuş
‘uyan’ dedi bir ses,’uyan,o burada’
Uyandım,aradım,bulamadım

Suçum neydi?
Neden böyle oldu?

Bu sabah bir umut var içimde;
Nasıl olsa geri gelirsin diye
Her şey yerli yerinde yine
Bu sabahların bir anlamı olmalı

Koltuğuna senin kıvrılıp, hayalinle uyumuşum
Camlar açık kalmış, ürperirken sabah olmuş
‘uyan’ dedi bir ses, ’uyan,o burada’
Uyandım, aradım, bulamadım


15 Kasım 2011 Salı


Bazen insanları arabanın camına vuran yağmur damlalarına benzetiyorum...Bazen, bir damla aşağı doğru kayarken, başka bir damlaya karışıp, güçlenerek daha hızlı ilerler.
Ben de sana karıştım aşkım. İnsanlar acımasız, savurgan. Hiçbir şeyin sonu gelmeyecekmiş gibi davranıyorlar.
Bir gün, şoförün camı açabileceğini hiç düşünmüyorlar...

İncir Reçeli Filminden....

11 Kasım 2011 Cuma

Senin kaç yüzün var? Benim birçok…

“Aynada ne görüyorsan O’sun. “ Büyük yalan.

Aynada gördüğümüz suret de aslında kişiliğimizin bize bir oyunu. Ne göstermek istersen onu görürsün, gerçeği değil.  Kendine bile. Peki, gerçeği görmenin yolu ne? Ya da var mı?

Yok.

İnsan kendine bile dürüst değil, kendini  reddediyor. Kusurlarını görmezden gelip, hatalarını örtmekle meşgul iç dünyasında. Sonuç; herkesin bir “iki yüzü” var. İki yüzlü olmak suç mu bu durumda? Değil, çünkü herkesin bilinenden öte birkaç yüzü var aslında…

Her şey dönüp dolaşıp şeffaflığa geliyor…  Dünya üzerinde şeffaf olan tek şey ise “cam”  oluyor. Şeffaflık ise sadece bir “kelime” olarak kalıyor, insana dair…


S.